<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079</id><updated>2011-04-21T19:02:19.223-07:00</updated><title type='text'>Müştemilât-ı Küllîyem</title><subtitle type='html'>Ve mâ liye lâ e'budu</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-115487647423264643</id><published>2006-08-06T08:00:00.000-07:00</published><updated>2006-08-06T08:01:14.636-07:00</updated><title type='text'>Vadi Muluk, Hatsetsut, Memnon, Karnak ve Piyale</title><content type='html'>Evvelen de sozunu ihdas ettigim nehri kadim nilin hayat verdigi, Rabbimin "cealna kulle sey`in minel mai hayyun" ayeti celilesini sarahatle derk ettigim ve yine Rabbim Celle Celaluhunun ahsenel kasas diye tabir ettigi sure-i keriminin muhatabi hz. Yusuf`un hukumdarlik ettigi, hz. Musa`nin cok cefalar cektigi, Kizildenizi yardigi ibretlerle mukessef diyardan, Misir`dan selamlarimi gondererek sozume basliyorum.&lt;br /&gt;Misir... Araplarin tabiriyle ummuddunya. Dunyanin anasi. En eski uygarliklara ev sahipligi yapmis belde. Kahire disi ikinci turumuz, Luxor ve Aswan. (birincisi Iskenderiye, asagida bahsi gecen tur) Misir`in guneyindeki sehirleri. Ulasim otobusle olabilecegi gibi bizim tercih ettigimiz tren secenegi de mevcut. 10 saat suren bir yolculuk ardindan Luxor`da indik. Ancak tren konusunda soylemeden gecemeyecegim malumatlar var. Tren biletini 1.sinif mukeyyef (klimali), 2. sinif mukeyyef, kompartiman veya gayri mukeyyef kisimlarindan birinden alabilirsiniz. Biz 2. sinif klimali kismini tercih ettik. Araplarin soguk tabirinden ne anladigini bilmedigimiz icin. Zira klimalari kac dereceye ayarladilar bilmiyorum ama ben soguktan dolayi yolculugumu iki vagon arasindaki klimasiz yerde gerceklestirdim. Herhalde ilk defa orda Turkiye`nin Avrupa Birligine girmesini istedim. Zira adamlar herseyin standardini belirliyorlar, konforu dusunerek. 2. sinif mukeyyef kisminda bir sirada 4 koltuk, 1. sinif mukeyyef de 3 koltuk var. Anlayacaginiz koltuklar biraz daha genis. 1 farki daha var 1. sinif mukeyyefin 2. sinif mukeyyeften; o da icerinin 2 den daha soguk olmsi. Bizzat kontrol ettim klima calisinca 1. siniftaki insanlar dondu, varis yerine gelince onlari isitip tekrar hizmete soktular. Megerse o vagonda bozulmasin diye organ tasiyorlarmis. :) Hasil indik trenden, daha sonra pis kazigini yiyecegimiz azeri birinin arkadaslarinin evine gittik. Sagolsunlar bize tur ayarlamislar. Bindik bi mikrobosa (klimali ama abartili degil) direk Vadi Muluk`un yolunu tuttuk. (Krallar vadisi). Acemi oldugumuz icin ogrenci bileti almak zor oldu ama basardik.&lt;br /&gt;Yaklasik 30 adet bulunmus kralin mezari var. Mezarlar soyle: Kapisindan giriyorsun, yeraltina dogru egimli yoldan ilerleyip kralin esyalari ile gomulmus mahzen odasina varip krali ziyaret ediyosun. Bir fatiha uc Ihlasi Serif okuyup Allah`a seni o kralin zulmu altinda yaratmadigina dair sukrediyosun. Zaten elindeki biletle 3 krali ziyaret edebilme sansin var. Fazlasi icin fazladan para. Biz en guzel 3 tanesini sordukve girdik. Duvarlari tamamen baka baka okumaya alistigim :) hiyerogliflerle dolu. Gerci hiyeroglife ben msn den alisigim zaten ama, zorlanmadim da degil. Mezarlarin icleri bosaltildigindan pek bir sey gorduk sayilmaz. Vadi Muluk`tan elimiz bos saskin bakislarla yola koyulduk. 15 dk. sonra (goddess) Hatsepsut` un tapinagi miydi, mekani miydi bi yere gittik ama aklimda sadece ilginc ismi ve mekanin tasviri kaldi. Zira bilete verdigim paranin karsiligi olarak hala bir seyler gorme arzusundaydim ama gorulebilecek yerler kapatilmisti. Arap zihniyetini hala cozememistim. Dahasi ver elini Memnon Aniti. Adamin koca bi heykeli yaninda da yanilmiyorsam hatununun heykeli vardi. Resim cektirmekten baska bi ise yaramadi.&lt;br /&gt;Aksam trende uykusuzluk, Luxor`a varir varmaz yolculuk, sicagin altinda saatler gecirip hala birseyler goremedigimizi dusunurken, Turkiye`dekilerle kiyaslanamaz ama tadi fena da olmayan sis kebap yedik. Ardindan meshur Karnak Mabedi. En azindan buraya gelmekle gunu kurtardik. Buyuk ve guzel bir yer. Koca koca sutunlar. Ben o sutunlarin uzerine gokdelen insa ederim de herifler bir katla iktifa etmisler. (Osm. mimarisinde dahi zor raslanabilen egilme momentine maruz kalarak calisan kirisler kullanmislar ama bu biraz muhendislik olayi, es gecelim.) Hasil gorulmeye deger bir mekandi. Gunu kurtarmis olduk.&lt;br /&gt;Ertesi gunun sabahinda hatta korunde trene binip ayni istikamette 4 saat daha yol alip Aswan`a vardik. Burasi ekvatora en yakin oldugum belde. Zaten basima gunes gecip etrafta mal gibi gezinmis oldugumu aklim basima gelince farkettim. 50 derece sicakta gezilir mi be adam. Gezdigim yerleri hayal meyal secebiliyorum su anda. Sett-i ali dedikleri dunyanin 3. buyuk baraji Aswan barajini gezdik. Nil`in mavi ve temiz oldugu tek yer. Daha sonra Sett-i ali yapilirken suyun altinda kalmasin diye tasidiklari Piyale Mabedine gittik ki ulasim belli bir yerden sonra tekneyle yapiliyor. Karnak mabedinin kucultulmus sekli. Hos bir mekandi. Ardindan Meselle denen yeri hic arabadan inmeden gezerek direk tren istasyonuna geri donduk. Tabi sorunlar biter mi, yok. Aswan`a hareket etmeden once de malumatimizdi ki onumuzdeki bir hafta boyunca tersi istikamette (kahire) bilet yoktu. Ilk gelen trene bindik. Sise dibi gozlukleriyle biletleri kontrol eden amca bizi yukaridan asagiya suzdukten sonra -bilet, deyiverdi. Bizde de adrenalin son noktada. (Ben adrenalin diyeyim siz korku anlayin) - Yok beyamca bizde bilet, deyiverdi icimizden biri cesurca atilarak. Amca bizleri tekrar suzuverdi ve -Kisi basi 53 cuneyh, mealindeki arapca cumlesini sarfetti bizim saskin bakislarimiz arasinda. (Biletin normal fiyatiydi bu) Sonradan ekledi tabi. - Biletiniz var ama koltugunuz yok. Koltuk sahipleri gelince kalkardiniz, diye. Saat aksamustu 6 da tren hareket etti. Oturdugumuz koltuklarin sahipleri saat gece 2 de bindielr trene. 8 saat oturmus olduk. Geriye kalan kalan 6 saat orda burda tamamladik guney gezimizi.&lt;br /&gt;Ilk turumuz Iskenderiye`ye nilin saZliklara donusup akis hizini kestigi diyar Akdeniz`in denizkizi diye tabir edildigi beldesine idi Kahire`den. Cok uzun bir sahili var. Sahil kenarindaki yapilasma Avrupai. Mamafih metroya binip yolculuk yaparsaniz, ic tarafin varos dis tarafin avrupa oldugunu farkedebilirsiniz. Metrodayken bunu bol bol gorme sansiniz olacak zira metro kosma hizinda ilerliyor. Ma`mura denen etrafi Bahcesehir gibi kapatilmis, girisi parali olan, sokaklari ilk kez temiz bir belde olarak gordugum yerde konakladik. 7 kisiydik. Icerisinde 6 yatak bulunan kocaman bir daireyi 200 cuneyhe kiraladik.Aksam ve ertesi gunun sabahi denize girdik. Aksaminda bisiklet kiraladik. Sonrasinda oturup birseyler icerken servis yapan adam nereli oldugumuzu sordu. Ben Turkum diyince adam inanmadi. Yok sen arapsin, araplara benziyosun dedi. Ben de -Benziyo muyum, adam -Benziyosun, ben -Benziyorum tabi abi, triplerine girdim. Bundan sonra soran herkese bi arap ulkesi sallayip tuttum. Bi de bunlarin "ahsenen nas" diye bi tabirleri var ki inanip gurulanabilirsiniz. Ben bizzat sahit oldum ki Turkiyeli, Suriyeli, Cezayirli, Iranli, Tunuslu oldugum tum vakitlerde duydum bu sozu. Adamlarin agzina sakiz olmus anlayacaginiz. Iskenderiye`deki deniz dalgali ve inanilmaz tuzluydu. Oglen cuma namazi icin kaside-i burde`nin yazari Busiri hazretlerinin icinde kabrinin de bulundugu ismiyle musemma camisine yol aldik. Cuma namazi ve kabir basinda duadan sonra her cuma geleneksel olarak okunan kaside-i burde ayinine katildik. Okuma usulleri bizim bildigimiz usulde degil. Bazen yavas bazen hizli guzel bir bestesi var. Yasli bir amca ayakta okumaya yon veriyor. Goren, orkestrayi yonetiyor sanir. Busiri camisinin yaninda birbirinin ayni iki guzel cami var. Ben bu yasima kadar Turkiye de pizzaciya ya 3 ya da 4 kere gitmisimdir. Misir` da goreceksin fellik fellik pizzaci ariyoruz. Cok yazik. Duyulsaki turgutbilen fellik fellik pizzaci ariyor, Istanbul borsasi cokuse gecer, ulke krize dogru yol alir, hafazanallah.&lt;br /&gt;Kahire icinde farkli farkli gunlerde ama toplamda 5 gun suren bir gezimiz oldu. Onun hakkinda da kisa bir malumat vereyim. 1. Gun: Evvelern esrarkar giza pramitlerini gezdik. Deve sirtinda. Basimiza birkac isler geldi ama sonra bahsi acilirsa anlatirim. Sfenks ve 3 pramit sehrin guney cikisinda, ulasimi kolay.2. Gun: Ayni yerde Huseyin cami, Ezher Cami ve universitesi,... ve daha bir cok caminin bulundugu Huseyin beldesinde gezdik. El-Halil Han adinda minyatur Kapalicarsi tadinda bir carsisi ve etrafinda Eminonunden farksiz bir carsisi var. O gunun aksamina nilin kenarinda nargile ve cay sefasiyla gunu bitirmek cok kolay. Zira biz nilden saat gece 1 de ayrildik. 3. Gun: Icinde Osmanli mimarisinde yapilmis bir kac camiden biri olan Mehmet Ali camisi bulunan Selahaddin Eyyubi kalesini gezdik. Bu kaleye tum gununuzu vermeniz gerekir. Zira icerisi gorulmeye deger. Sansliysaniz bizim gibi Turk kizlarini da gorursunuz. :) 4. Gun: Imam-i safii hazretlerinin kabrini ziyaret edip bir Yasin hediye ettik. Duamda hicbirinizi unutmadim, hepinize teker teker dua ettim, tum muskuleleriniz icin. Uzunca bir duadan sonra esine baska bir yerde rastlayamayacaginiz, benim bizzat Suleymaniye caminden sonra en guzel ikinci cami kategorisine aldigim 1911 de hidiv Ismail`in annesi tarafindan tamamlanmis goze dolgunluguyla dikkat ceken, cephe yuksekliginde Islam mimarisinin zirve eseri olan tas yapi Rifai camiini gorduk. Ardindan yine cok guzel bir eser olan Tolun camiini gezdik. Hatta mineresine cikip sehri izledik. Tabi yine sansliydik zira yine bir turk kiziyla karsilastik. Icinizden birinin yutkundugunun farkindayim ama tamam tamam anlatmiycam.5. Gun: gel gelelim son gun gezimize. Meshur Misir muzesi. Gezerken anladik ki biz krallar vadisine, Hatsepsut`a, Karnak`a, Piyale`ye, Giza`ya bosuna gitmisiz. Adamlar orada ne bulmuslarsa hepsini muzeye tasimislar. Ilgilenenler icin gercekten gercekten cok guzel ve cok anlamli muze.&lt;br /&gt;Benim Misir`i gezecekler acizane tavsiyem, Misir muzesini, Giza piramitlerini, Rifai ve tolun camilerini, Selahaddin Eyyubi kalesini ve ilgileniyorsa Imam-i Safii ve hz Huseyin`in kabirlerini gormeleri yonundedir. Bu saydiklarimin tamami Kahire`dedir.&lt;br /&gt;Artik yaziyi bitirirken aklima geldi. Misirda her yerde meyva sulari satan dukkanlar var. Gunesin sicaginda soguk bir meyve suyu cok hos gidiyor. Ozellikle Temr-Hindi dedikleri Hindistan hurmasindan yaptiklari bir meyve sulari var ki mutlaka icmelisiniz. Istihbaratim, Istanbul da Ali Muhiddin Haci Bekir Efendi Hazretlerinin dukkaninda demirhindi ismiyle bilinen meyvasuyuyla ayni oldugu yonunde. Artik gelince bakacagiz. Asab (Kasab) dedikleri meyve sulari varki neyden yapildigini soyledigimde inanmayacaksiniz. Sazliktan. Evet evet bildiginiz sazlik agaci yok mu onu sikip suyunu iciyorlar. ben bir bardak icebildim sadece ama ilginc degilmi.&lt;br /&gt;Bu satirlari yazmayi bitirdigimde saat aksamustu 6 sulariydi. yaklasik 4 saat sonra Misir`daki son gorecegim yer olan Tur-i Sina` ya yol alip ziyaretten sonra direk Misir`dan ayriliyorum.&lt;br /&gt;Vesselam. (Bir dahaki yazim Suriye hakkinda olacak Insallah.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-115487647423264643?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/115487647423264643/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=115487647423264643' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/115487647423264643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/115487647423264643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/08/vadi-muluk-hatsetsut-memnon-karnak-ve.html' title='Vadi Muluk, Hatsetsut, Memnon, Karnak ve Piyale'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-115282049879483044</id><published>2006-07-13T12:54:00.000-07:00</published><updated>2006-07-13T13:02:04.156-07:00</updated><title type='text'>Kahire : Sahra da Nil i Gorup Serap Gordugunu Sananlar Diyari</title><content type='html'>Nil in bereketiyle hayat bulan topraklardan selamlar.&lt;br /&gt;Oncelikle turkce klavye bulamayip, turkce harfleri kullanamamamdan dolayi ozurlerimi esefle birlikte arz ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efenim ayak bastigim 3. kita olan Afrikanin en kuzeydogusunda bulunan Misir i kamilen gezmemekle birlikte size simdilik Kahire den gozlemlediklarimi aktarabilirim.&lt;br /&gt;%94 u col olan Misir in tamami Nil kenarina kurulmus. Kahire de Istanbul gibi eski yerlesime izafeten yeni yerlesimlerle genisleyen bir sehir. 20 milyon nufustan bahsediyorlar. Sehir sahra uzerine bina edildiginden sehir uzerinde daima bir toz bulutu mevcut. Misir a ilk ayak bastigimiz gun Mukattam denen bir beldeye yerlestik. Kahire nin en yuksek yeri. Insanlarin genelde hatun kisilerle gelip tum Kahire yi izleyebilme sansina sahip olabildikleri ve soylediklerine gore biraz da sosyete takiminin kaldigi bir mekan imis. Kaldigimiz yerin ustunde unlu bir rakkas kalmaktaymis. Bu beldenin altindan daha onceleri altin cikarilirmis. Icersinde Imami Safii kabri ve Osmanli mimarisinin tek ornegi Mehmet Ali Pasa camisi bulunan Selahaddin Eyyubi tarafindan insa edilen kale ile yan yana bir belde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahire deki eski yerlesimlerin tamami tas yapi olup inanilmaz guzek mimarisiyle tam bir ahenk icerisinde. Yapilarin hepsi kahverengi ve tonunda. Beyaz ve baska bir renkte bir tas kullanilmis ne de duvarlar bu renklerle boyanmis. Sahra ile tam bir renk ittifakina girilmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehrin uzerinde ve havasinda daima toz ve bulutu olmasi ve Nil in uzanamadigi yerlerde yesilligin olmamasi biraz alisamadigimiz bir durum ancak sahrada, colun ortasinda oldugumuzu hatirlayarak aklima dusen vesveseleri def ediyorum. Kahire dumduz bir sehir. Mukattam dan bakildiginda sehrin diger tarafindaki cikisinda Giza da bulunan ehrami cok kolay gorebilme imkani var. (Tabi toz bulutu kalkarsa). Netekim biz siluetini secebildik. Tabi bu durum ehrami biraz daha efsunkar ve esrarkar kilmadi degil :) . %94 u bos olan bir beldenin evleri en fazla 2 bilemedin 3 katli olacagini sanirdim, yanilmisim. Kahire de tum yapilar 8-12 kat arasinda yapilmis. Nil e yakin olma kaygisindan kaynaklaniyor olabilir. Evler ortalama 150-250 m2 arasinda. Genis genis evler insa etmisler ve ediyorlar. Her tarafta insaat halinde yapi gorebilirsiniz. Ve evler, yenisi ve eskisiyle gercek bir estetik ve bir zevk arzetmekte -bazi mahalleleri tenzih ediyorum tabiki-. Misirlilarin balkon kulturu cok gelismis. Her evin farkli bir sekille yapilmis buyukce `balkonlari` ya da konsulu mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sehir insanlarinin yuzune sahranin ciddiyeti aksetmis. Normal haliyle dururken hic tebessum eden insan goremezsiniz. Belki bizimle konusurken turk oldugunuzu ogrendiklerinde veya aksanimizin komikligine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahire de 20 metre araliklarla polis gorme ihtimaliniz bir hayli yuksek. Sehir polis kayniyor. Beyaz ve kirli bir uniformalari var, zavallilarin maasi 40 dolar mukabilinde.Hal boyle olunca ve magdur olan polis yani elinde `erk` olan olunca, asil magdur halk oluyor.Rusvet inanilmaz derecede yuksek boyutlarda. Hayatin normal bir parcasi.Islam beldelerinde bu tur olaylarin olmasi insani uzmuyor degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada cogu erkek, zayif ve ciliz, ama butun kadinlar ve kizlar sisman. Tum dunyada muteber olan fiziksel boyutlar burada pek muteber degil :) Istanbul da bana Misir kizlari guzeldir diyenleri gelince kostekle dovucem. Anlayamadim gitti. Demek Rabbim buranin erkeklerini bununla imtihan ediyor heralde. Guzel bi kiz gorsem gidip Misirli misin diye sorucam. Bir de Firavunun hz. Musa yi kovalayip Kizildeniz de sehrin tum erkeklerinin bogulmasiyla sonuclanan olayda sehirde sadece ev hanimlarinin ve kole erkeklerin kalmasindan kaynaklanan evde hanimin sozunun gecmesi olayi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gunes oglen cok yakici. Oglen sularinda disari cikamak akil kari bir is degil. Ve pek cok insanda sakinlikten ote bir ahestelik var. Kuvvete dayanarak kavga etmezler. Kavgalr daima sozludur. Burada siddete basvurmak yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada kimse kimsenin imanina islamina karismiyor. Devlet ve halk anlaminda. Cogu insan namazini kiliyor. Isin en guzel tarafi da insanlar birbirlerine o kadar cok selam veriyor ki inanamazsiniz. Misir da isevi teb`a orani %10 Kahire de %30. Cami kadar kilise gormeniz muhtemel. Burada iki tip giyinmis nisa profili var. Acik ve kapali. Aciklar hristiyan, kapalilar musluman. Istisnalari da var tabiki. Kapali hristiyanlar ve acik muslumanlar. Bazen alninin uzerinde sac gorulebilir ama kapaliliklari kamil bir kapalilik. Tabi burada universiteye giden kizlarin bizde oldugu gibi hali tavri degisik ama o hareketlerin basortusu ve kapali elbiseler altinda yapilmasini garipsedim dogrusu. Dusun ki Istanbul da herkes kapali. Bu kapalilik bazilarinin uzerinde luzumsuz ve gereksiz kalmaz miydi? Burada aynen boyleleri de var. Yoksa Nil de bindigimiz tekne gezisinde birinin onca kisinin ortasinda bir erkekle mezdeke gibi oynamasini musahadeden sonra kapaliligin ancak gelenek olmasindan kaynaklandigini dusunmem gerekiyor. Tabi tenzihle beraber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misir insaninin ekserisi safi mezhebine tabi. Temizlik meselesinde en titiz mezhep.Gel gor ki oyle mi acaba? Kardesim hic mi acip bakmadin imami safi ne demis ne dememis. Herifi herhangi bir koseye iserken gorebilirsin, sonra abdest alinan yerde, camurlu yerde, onune ayakkabini koyarak pis fayanslarin uzerinde nasil namaz kilarsin. Pis insanlar demek istemiyorum ama kesinlikle temiz degiller.(Bazilarini yine tenzih ediyorum.) Sokaklar cop dolu, dediklerine gore evleri pislikten gecilmiyormus. Lokantalarina girmeye korkuyorsun zira nasil yemek yaptigini disardan gorebiliyorsun. Temizlik hususunda en dusuk notu aldilar benden. Eminim simdi hepsi kara kara dusunuyordur bu not sebebiyle ama olsun. Mutlak vardir bi sebebi ama cozemedim. Bi iki sosyolog lazim bana burda yardimci. Hem arapca calis hem sosyolojik olaylari tahlil et. Yipratiyo beni :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik cok buyuk bir sorun burda. Sorunun ana kaynagi trafik isiklarinin ve kaidelerinin lmamasi. Mikrobos lar (minibus) harici cok hizli gitmezler. Binlerce kucuk kaza olur. Ozurle gecistirirler. Bazilari zaten sadece uzerine sinek konmus kadar rahatsiz olur. Carpmamis, cizilmemis, dikiz aynalari dusmemis araba bulmak zor. Arabalar o kadar eski model ki cogunda mniyet kemeri olmadigindan, trafikte emniyet kemeri takmak zorunlu degil. Bu misirlilar 3 seyi cok severler. Sise (shiise - zira sapka dahii yazamiyorum), bahise (bahiishe) ve malis (maalish). Yani nargile, bahsis ve ozur. Her yerde nargile iciyorlar, heryerde bahsis istiyorlar ve heryerde ozur diliyorlar. Arkadan araba gelip senin arabana mi bindirecek, daha carpmadan adam araba camindan kafayi uzatim maaliiiis (ozur) diye bagirip arkadan gomuyo.Rusvet olayini zaten anlatmistim. Nargileleri de pek fazla farkli sayilmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da fiyatlardan bahsedelim. Para birimleri Cuneyh. kucuk paralari da Kiris. Burada mikroboslara alisana taksilere bindik. Istanbul da 50 ytl ye gidebileceginiz yere 12 cuneyhle gittik. Mikroboslar ise 1, 0.75 ya da 0.50 cuneyh. Peki bu cuneyh neyin nesidir diye soracak olursaniz onun cevabi da hazir.Kisaca ve kabaca Cuneyhi 4 e bolersen ytl 6 ya bolersen dolar cinsinden bulursun. 12 cuneyh 3 ytl eder anlayacaginiz. 50 nire 3 nire. Mikrobosa en fazla 250 bin lira veriyosun. Nargile 4 cuneyh. 1 ytl. Ne guzel deme Zeki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-115282049879483044?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/115282049879483044/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=115282049879483044' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/115282049879483044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/115282049879483044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/07/kahire-sahra-da-nil-i-gorup-serap.html' title='Kahire : Sahra da Nil i Gorup Serap Gordugunu Sananlar Diyari'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-114838203690893043</id><published>2006-05-23T03:59:00.002-07:00</published><updated>2006-05-23T04:03:28.626-07:00</updated><title type='text'>Baldaki ahestelik, suyun "boyun eğiciliğine" isyanıdır.</title><content type='html'>Letafet, Melâhat.&lt;br /&gt;Bazı elfaz, lügatteki isti'maliyle bazı manalara şamil olamayabilir, onları ifadede takatsız kalabilir. Bunlar daha çok istilahtaki anlamıyla, şahsın o mefhûma kattığı zatî manayla, mahza şahza munhasır bir fehmi edayla şahıstan şahısa değişir. Hâsıl bu mefhumun idraki de mahzâ şahıstaki tahayyülün bir aksirûâbıdır. Melâhat de bu lafızlardandır. Lügavi anlamıyla güzellik; Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsündür. Eksikliğini hissettiğim tarifi, genişletme ve anlatma zorunluluğu hissetmeden bir kaç kelamı kendime mazur görüyorum. Ancak zihindeki tehayyülü satırlara aksettirmek zor bu ifade için. Biz "güzellik" ismini "güzel" ile isimlerin başına sıfat, bazen de zarf olarak kullanırız. Ancak bu mesele etimologların saha alanına girer ve yalnızca şeklîdir. Öte vechi, daha çok bu lafzı nerede ve nasıl kullandığımızdır. Güzellik zihinde derecelerle ifade edilir. Çok güzel bir şeydençok karmaşık bir şeye kadar herşeyi güzel sıfatıyla veya bu manaya tealluk eden bir manayla karşılayabiliriz. Zihnimde güzellik için işaret edebileceğim ilk mana maddi veya farazî herhangi bir şeydeki "ahenk" tir. Ahenk bir bütünün tüm parçalarının diğer tüm parçalarıyla bir uyum içinde olmasıdır. "Rüyada kendimizi yalnızca güneş ışınlarının doldurduğu bembeyaz bir odada, havada biç bir kaygımız olmadan ve hiç bir şeyi düşünmeden öylece kalakaldığımızı ve serin, tatlı bir rüzgarın bedeninizi sarmaladığını hissedin." cümlesinin sarfı dahî bir söz dizimi ahengi meydana getirdiği gibi hissiyatı da tamamen ahenk içre addedilebilir. Ancak kaygısız olmayı tersine çevirirsek, ve o ortamda kaygı ile olanları yaşarsak, bahsettiğimiz ahengin büyüsü bozulmuş, güzellikte inkırazı haiz bir tablo meydana çıkar. Nasıl ki beyaz bir sayfa üzerindeki bir nokta, sayfaya bakıldığında dikkatleri üzerine çekip tüm ahengi bozuyorsa, kezâ bu da aynî olarakahengi ve güzelliği bozmaktadır.Ahenk karmaşık şeylerde de olabilir. Ancak ben karmaşıklığı zatî olarak güzelliğin dışında addettiğimden, karmaşık şeylerdeki ahengi güzellik makamıyla tavsif etmiyorum. Güzellik sadeliğin ahengidir. Bu tarif daha çok maddî ve farazî eşyanın sana hissettirdiği iç sezgi ve dışa aksinin sendeki ahenk tasavvurudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedikya, güzellik derecelerle ifade edilebilir. Güzellik, aslına itibarla ve beşere has duygularla bir nesneye bir mefhûmaveya bir tehayyüle anlam vermektir.İnsan ağladığında, gözünden yanağına doğru akan o göz yaşının, tarifi gayri mümkîn olan duygu yoğunluğunun dışa tezâhürüdür. Güzellik o tek damla yaş ve ifade ettiğidir. Soğan soyan birinin gözünden gelen yaş bununla ifade edilemez. Aslen bu ikinci dereceden tarif ettiğim güzellik, sanat mefhûmunun temelini teşkil eder. "Sanat varsa güzellik vardır", doğru bir ifade değildir. Bilakis bunun sanat olduğuna dair şüphelerim çok şiddetlidir. Ancak güzellik olan yerde sanat vardır.Bu önermelerim, yazının başında da ifade ettiğim gibi tamamen şahsîdir. Bunu okuyanaların, (acaba bunu okunması için mi yazdım) benimle aynı istikamette düşünmelerine gerek yok ve de neden yok. Ancak bu düşüncelerim masumiyet ifade eden "Göksu Sefası" ndaki yüzden, ağlamaklı halde duran çocuğun gözünden dökülmek üzere duran bir damla gözyaşından, ya da beli bükülmüş yaşlı birinin terbiyeciliğinden aldığım hazzı neden Picasso' nun o "dünyaca ünlü" eserlerinden alamadığımın bir ispatıdır. Belki bahsi geçen şahıs da "eserlerinde" bazı anlamları ifade etmiş olabilir, ama bana ulaşamayan bir manayı, güzellik makamına raf etmem, ancak kendime saygıyı addetmemem yoluyla olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü dereceden bir güzelliği ise tefekkür edip keşfedesiniz diye sizin dimağlarınıza, sancılı tekâmülünüze, ve hakîkat yolundaki terakkînize bırakıyorum. Vesselam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Baldaki ahestelik suyun "boyun eğiciliğine" isyanıdır. Hilkâtin iktizâsı ise haktır. (şahsi âciz)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-114838203690893043?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/114838203690893043/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=114838203690893043' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838203690893043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838203690893043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/05/baldaki-ahestelik-suyun-boyun_23.html' title='Baldaki ahestelik, suyun &quot;boyun eğiciliğine&quot; isyanıdır.'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-114838194198897060</id><published>2006-05-23T03:58:00.001-07:00</published><updated>2006-05-23T03:59:01.990-07:00</updated><title type='text'>...hakikat yolunda bir durak</title><content type='html'>Efendim insan duygularıyla mı varlığını hisseder bilemeyeceğim ancak bir yap-bozun kırık dökük, bazen eksik parçalarının anlamlı bir şekilde araya gelmesi gibidir insan. Her zaman bir yönü eksik. Bunlar genelde duygusal yönlerdir. İnsan suskunluğa, kendisini kısıtlamasına, kendisini oluşturan tefekküre sebep olan hayallerini ve bu hayalleri süsleyen bi şeyleri paylaşıp onların büyüsünü bozmamak amacıyla katlanır. Benim hayat haritamda yap-boz parçalarını, -tabiki kalan parçalarını- yan yana olması gereken şekilde dahî koysanız haritada hazinenin nerede olduğunu belirtebilecek herhangi bir işarete rastlayamazsınız. Çünkü hayatıma değer katabileceğini düşündüğüm hiçbir parça kalan parçalar arasında değil. Yalnızca umut, yalnızca umut. Onu da kaybetmeme az kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.01.06 tarihli "Muhasebe-i Vicdaniye tahte Kubbetüs Semâ" yazısından bir avuç alıntıdır. (Sadeleştirilmiş ve sansürlenmiştir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-114838194198897060?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/114838194198897060/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=114838194198897060' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838194198897060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838194198897060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/05/hakikat-yolunda-bir-durak.html' title='...hakikat yolunda bir durak'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-114838192232213756</id><published>2006-05-23T03:58:00.000-07:00</published><updated>2006-05-23T03:58:42.323-07:00</updated><title type='text'>Kayıplar Okyanusu</title><content type='html'>Gün geçmiyor ki nâsın hülyâlarında şahsına biçtiği bi-envarı âtiden birer katre eksilmesin. Hangimiz göz kapaklarımızı kapatıp zihnimizde, ileride hayatımızı şekillendirecek esrarlı tiyatronun perdelerini aralayıp kendimizi onun başrolünde izlemedik. Hangimiz o perdede kendimizi, merkez-i hâkde inâsın şaşkın bakışları arasında muzaffer komutan edasıyla görmedik. Bu hülyâların günbegün kayıplar okyanusunun dibine batıp bir daha bulunmamak üzre kaybolmalarına müşâhede, nâsı, hüznü-tavîl eyyam ile hayata icbâr etmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-114838192232213756?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/114838192232213756/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=114838192232213756' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838192232213756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838192232213756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/05/kayplar-okyanusu.html' title='Kayıplar Okyanusu'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-114838189769882264</id><published>2006-05-23T03:57:00.000-07:00</published><updated>2006-05-23T03:58:17.700-07:00</updated><title type='text'>mûsiki</title><content type='html'>Mûsikinin yaşmımızdaki ehemmiyetini inkar etmek abestir. Öyle ya da böyle her gün içre olduğumuz bir monotonizm devrânın çarkını döndürürken, kıstas kabul etmez ama, başka mecrâlardan alamadığımız manevi hazzı bu vecihle sukûta erdiriyoruz. İnsana tercuman olur ve bir çok demek istenip de söylenemeyen, yaşanmak istenip de yaşanamayan o tüm arzular o tüm istekler, hep bir anda çoşku pınarıyla serin serin akmaya, akıp gitmeye başlarlar tatlı bir namenin ilk tınısından gelen o sesle."Çok insan anlayamaz eski mûsikimizdenVe ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden"Mûsiki bir yoldur, vecihtir. Taalluk edeni mazinin hoş sedâsıyla dolu bir esintiye çıkarır. Ney'den gelen tasavvûfî ses, insanı boynunu büküp mazinin hatırlanmayan, hatırlanamayan esrar dolu, huzur dolu dünyasına götürür. Tambur dan çıkan her bir tını insanın kalbine nakşeder. Keza ud, keman... Bunlar insan duygularına en katî ahkam ile hükmeden kumandanlardır. Bir de bu umerânın yanına kadife sesiyle Safiye Ayla, şems-i sanat Zeki Müren, Beyatlının nameleriyle Münir Nurettin gibi mûsikimizin âram taşlarını koyarsan, elan ifadesi gayrı mümkîn olan hazza muttâlî olmamak için hiç bir sebep yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-114838189769882264?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/114838189769882264/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=114838189769882264' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838189769882264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838189769882264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/05/msiki.html' title='mûsiki'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-114838178079564003</id><published>2006-05-23T03:56:00.000-07:00</published><updated>2006-05-23T03:56:20.796-07:00</updated><title type='text'>...defterimden bir parça zaman</title><content type='html'>İnsanın inkırazına sebep olan nice esrarın küllîsinde ortak bir vecih vardır; zaman. Her şey zaman mefhumuna bağlı birer parametrenin mecmû'dur. Varlığını dahî anlayamadığımız ama hissetmemek gibi bir lükse sahip olamadığımız gizemler dünyasının bir parçası.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-114838178079564003?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/114838178079564003/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=114838178079564003' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838178079564003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838178079564003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/05/defterimden-bir-para-zaman.html' title='...defterimden bir parça zaman'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-28594079.post-114838174697982129</id><published>2006-05-23T03:54:00.000-07:00</published><updated>2006-05-23T03:55:46.986-07:00</updated><title type='text'>Müşâhede</title><content type='html'>&lt;p&gt;Muhakemây-ı vicdaniyenim vardığı nihâyi kararları, içinde bulunduğum ve beni kıskacıyla zehrine gark eden küllî meselelerimi burada okumak isteyenlere biraz beni tanımaları ve biraz da kendi hasletim icabınca ve tabiki bazılarını da sansurleyerek takdim edeceğim.Ferdî hayatı kendine selbi hakiki ile müştak kılmış insanların mütefekkir olması kaçınılmazdır. Zira onlar ferdiyyetin getirdiği yalnızlığı benliklerinde buldukları şahsı azîm ile giderirlerken sahib-i sâdık olanı bulmuş olduklarını farkederler. Bu şahıs ruz-be-ruz tahayyülden sıyrılıp benlik içinde benliğe, şahıs içende fenâya ulaşır. Şahsında vicdâni bir fenâya ulaşabilen kimseler mütefekkirdir. Rindane bir kişilikleri, kalenderî bir hayatları vardır. Şahsımın bu yolda olduğuna, ancak asrın verdiği zorunluluklardan kalenderiyâta pek de uymadığına inancım tamdır. Nitekim kendisiyle konuşanlara deli derlerdi. Ancak bunlar ednâ olanın geçiciliğini anlamışlardır. En büyük sıkıntıları anlaşılmamaktır. Anlattığında fehm ile idrâk edilememesidir. Mâmafih sadırlarında ve dimağlarında mütemadiyen müzelzil olan efkarın narına rağmen şahsiyetleri dışardan sukûnet içre müşâhade edilir. Bunlar şahsımdaki izlenebilen en genel görüntülerdir... &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/28594079-114838174697982129?l=turgutbilen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turgutbilen.blogspot.com/feeds/114838174697982129/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=28594079&amp;postID=114838174697982129' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838174697982129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/28594079/posts/default/114838174697982129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turgutbilen.blogspot.com/2006/05/mhede.html' title='Müşâhede'/><author><name>tugi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12526517794352551173</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
